Hosgeldiniz Tarih - Saat
Baynet Ajans Denizli Web Tasarim
DENİZLİ
Denizli hava durumu
En Düşük : 14°C
En Yüksek :27°C

  • Cildinizle ilgili en doğru bilgileri uzmanından öğrenin
  • Cildinizle ilgili en doğru bilgileri uzmanından öğrenin
Cildinizle ilgili en doğru bilgileri uzmanından öğrenin
Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Ayşe Narin’e deri hastalıklarından tedavilerine kadar, estetikten, botoks’a, herkesin korkulu rüyası sivilce ve ciltteki lekelerden nasıl kurtuluruz? Siz Gündem Okurları için sorduk. Dr. Ayşe Narin, Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı. Soyadı kadar Narin. Muayenehanesinden içeri girdiğinizde bir ferahlık hissedeceksiniz, çünkü sıcaklığı  buraya da yansımış. Sizi sımsıcak içten bir gülüşle karşılıyor. O an içinizden sanki yıllardır görmediğiniz bir dostunuzla uzun zaman sonra tekrar karşılaşmış gibi hissediyorsunuz. Bir doktor da bilgi ve tecrübesinin yanında sımsıcak bir gülüş ve dostluk da istiyorsanız ve bunun yanında da çillerinizden lekelerinizden kurtulup bir de 10 yaş gençleşip çıkmak istiyorsanız Doktor Ayşe Narin'le mutlaka tanışmanızı tavsiye ederim. Yanından ayrıldığınızda fizyolojik problemlerinizin dışında da psikolojik olarak rahatlamış ve kendinizi çok hafiflemiş hissedeceksiniz.
DERMOTOLOJİ ALANINDA 10 YILDIR ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR
Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Dr. Ayşe Narin aslen Denizlili, İlk ve Orta öğrenimini Acıpayam'da yaptıktan sonra, İzmir İnönü Lisesi'nde okudu. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdikten sonra yine aynı Fakültede Dermatoloji Anabilim Dalı'nda dermatoloji ihtisasımı yaptı. Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı (Cildiye) olarak 13 yıl Uşak'ta çalıştıktan sonra  2 yıl önce Denizli'ye geldi ve Servergazi Devlet Hastanesi'nde 1.5 yıl çalıştı. Daha sonra kendi muayenehanesinde çalışmak için kamu görevimden ayrılmak zorunda kaldı. 10 yıldır Kozmetik Dermatoloji alanında da çalışmaları devam ediyor.
 
TÜM DERİ HASTALIKLARININ TANI VE TEDAVİSİNDE DENİZLİ HALKINA HİZMET VERİYOR
 
Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Dr. Ayşe Narin tüm deri hastalıklarının tanı ve tedavisi, allerji testleri (yama testi ve prick test), kriyoterapi, elektrokoterizasyon, yüzeyel ve derin kimyasal peeling, botox, dolgu , hyalüronik asit ile yüz doldurma ve aydınlatma, plazma tedavisi (PRP), mezoterapi, yüz için mezolift ve saç dökülmelerinde saçlı deri mezoterapisi, lazer epilasyon (Alexandrite lazer ve NdYag lazer ile), lazerle varis ve ince damar tedavisi, lazerle cilt yenileme ve leke tedavisi gibi alanlarda bir dermatoloji uzmanı olarak muayenehanesinde Denizli halkına hizmet veriyor.
 
VÜCUDUMUZU VE BENLERİMİZİ SÜREKLİ KONTROL EDELİM
Uzman Dr. Ayşe Narin, benlerin bazılarının zararsız oluğunu belirterek, bazı benlerin ise kanser riski taşıdığını ve vücudumuzdaki benlerin sürekli takip edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Narin, “Benler genellikle derinin zararsız değişikliklerindendir. Tıp dilinde melanositik nevüs olarak bilinirler ve melanosit denen pigment hücrelerin (derinin rengini veren hücreler) çoğalması sonucu gelişirler. Benler düz veya kabarık olabilirler. Renkleri pembeden kahverengi siyaha kadar değişebilir. Zararsız olan benlerin çıkarılmasına gerek yoktur. Ancak, kanser olasılığı var ise mutlaka tedavi edilmelidir. Bir benin yapısı düzensizse, çevreye doğru yayılıyor ve rengini değiştiriyorsa kesinlikle uzmana gidilmelidir. Ayrıca,  Ben kıyafetlerin, tarağın ve tıraş bıçağının zarar verebileceği yerlerde ise çıkartılmalıdır. Deriden kabarık bir ben, lokal anestezi ile uyuşturulduktan sonra bir cerrahi bıçak veya koter ile çıkartılır. Yara düz beyaz bir leke bırakarak iyileşir” diye konuştu.
SİVİLCELER SON DERECE RAHATSIZ EDEN BİR PROBLEMDİR
Toplumda sık görülrn ve son derece rahatsız edici bir kozmetik problem olan sivilce (akne vulgaris) tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu söyleyen Dr. Ayşe Narin, “Özellikle ergenliğin başlaması ile ciltte yağlanma artmakta ve yağ bezlerinin faaliyeti bozulmaktadır. Bunun derideki görüntüsü de istenmeyen yağ birikimleri, şişlikler, iltihaplanmalar, deri altı kistleri olabilmektedir. On iki yaşından başlayarak on sekiz yaşına dek akne gençleri etkileyebilir. Ancak unutulmamalıdır ki her yaşta, her dönemde ve her insanda bu sorun değişebilir. Kadınların yüzde 70'i, erkeklerin ise yüzde 80'inde hayat boyunca  sivilce oluşabilir. Ne yazık ki kendi kendine geçebileceği gibi yanlış bilgilendirmeler tedavide geç kalmalara, kalıcı izlerin oluşumuna ve hatta şikayetin artmasına neden olabilmektedir” dedi.
GÜZELLİK SALONLARINDAKİ UYGULAMALAR CİNDİN BOZULMASINDA BÜYÜK ETKEN
Genetik olduğu gibi, güneş ışınları sivilce oluşumunu olumsuz yönde etkileyeceğini ifade eden Ayşe Narin, “Terleme ile sivilceler yoğunlaşır. Gıdaların sivilce oluşumunda artırıcı hiçbir etkisi yoktur. Adet düzensizliği ve hormonal bozukluklar sivilceleri yoğunlaştırır. Yanlış birçok kozmetik kullanımı, kozmetik salonlarındaki uygulamalar cildin bozulmasında önemli bir pay oluşturmaktadır. Akne düzenli, ısrarcı ve uzun süreli tedavilere mutlak cevap verir. Hastanın doktoruna güvenmesi ve takiplerini devam ettirmesi gerekir. Daha yoğun sivilcelerde, antibiotik kullanımı gerekebilir ve bu genelde 3-5 aylık uzun bir dönemi gerektirir” şeklinde ifadelerde bulundu.
STRES ALLERJİK DERİ HASTALIKLARINI TETİKLİYOR
Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Dr. Ayşe Narin, “Günümüzde alerjik deri hastalıkları modern yaşam biçimleri, değişen çevresel koşullar nedeniyle gittikçe artmaktadır. Atopik Ekzema, Kontak Ekzema, Ürtiker (Kurdeşen)gibi deri hastalıklarının nedenlerini iç kaynaklı veya dış kaynaklı olup olmadığını anlamak ilk basamak tedavinin yanı sıra hastalıkların kronikleşmesini ve tekrarlamasını önlemek açısından çok önemlidir” dedi.
ZÜHREVİ HASTALIKLAR TOPLUM SAĞLIĞI AÇISINDAN ÇOK ÖNEMLİ
Ayşe Narin, zührevi hastalıklarının, cinsel temasla bulaştığını ve toplum sağlığı açısından çok önemli olduğunu belirt. Narin,”Cinsel temaslarla bulaşan hastalıklar erken tanı, tedavisi toplum sağlığı ve koruyucu tıp açısından çok önemlidir. Frengi (Sfiliz): Cinsel temasla deri ve mukozalardan bulaşan bu bakteriyel hastalık, ilk belirtilerini deri ve mukozalarda yara, döküntü, kızarıklık şeklinde gösterir. Bel Soğukluğu (Gonore): Üretra, rektum gibi cinsel temasın olduğu, mukozal bölgelerde temastan iki-dört gün sonra akıntı ile belirtilerini gösterebildiği gibi, çoğu hastalar, asemptomatik taşıyıcıdır” diye konuştu.
FAZLA GÜNEŞTE KALMAK DERİ KANSERİ YAPIYOR
Bütün kanser türleri içinde deri kanseri en sık görüleni OLDUĞUNU SÖYLEYEN Ayşe Narin, “Deri kanserinden korunmak için yapılması gereken güneşten korunmaktır. Güneşe aşırı maruz kalma (bronzlaşma dahil olmak üzere özellikle su toplaması ile seyreden ikinci derece güneş yanıklığı) deri kanserinin temel sebebidir. Daha az önemli faktörler tekrarlayan tıbbi ve endüstriyel X ışınlarına maruz kalma, yanık veya yara izi bırakarak iyileşen cilt hastalıkları, kömür katranı veya arsenik içeren maddelere mesleki olarak maruz kalma ve ailede cilt kanseri bulunmasıdır. Açık tene sahip olup güneş yanığı ihtimali fazla olan kişiler, daha yüksek riske sahiptir. Güneş ışınları deri kanserine sebep olan en önemli neden olduğundan en önemli koruyucu önlem güneşten kaçınmaktır” diye konuştu.
ÜÇ TİP DERİ KANSERİ VARDIR
Üç tip deri kanseri olduğunu açıklayan Uzman Doktor Ayşe Narin, “Bazal hücreli karsinoma-Bu kanser tipi genellikle deride küçük etli kabarıklık şeklinde sıklıkla yüz, boyun ve el sırtlarında ortaya çıkar. Ara sıra gövdede kırmızı yama tarzı alanlar şeklinde görülebilir. Diğer bir deri kanseri olan, Squamöz Hücreli karsinoma ; Deri kanseri deri de kabarıklıklar veya kırmızı kabuklu yaralar şeklinde ortaya çıkabilir. Squamöz hücreli Karsinoma açık tenli kişilerde en sık görülen ikinci kanser türüdür. Tipik olarak kulak, yüz, dudak ve ağızda görülür. En kötü olanı da, Melanom - Bütün deri kanserleri içinde en öldürücü olanıdır. Bazal hücreli ve squamöz hücreli karsinoma da olduğu gibi melanomda da erken tanı tedavi şansını arttırır. Melanom yayılma özelliği gösterdiğinden muhakkak tedavi edilmelidir. Melanom dikkat çekmeden hızla büyüyebilir. Genellikle bir ben olarak veya kahve renkli bir benin üzerinde veya yakınında ortaya çıkar. Vücudunuzdaki benlerin yerleşimi ve şeklinden haberdar olmalıyız” dedi.
ÖĞLE ARASINDA 10 YAŞ GENÇLEŞİN
Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Ayşe Narin, Öğle arası yemek molasında botoks’la 10 yaş gençleşerek iş yerinize dönebileceğimizin altını çizdi. Narin, “Botoks (Botulinum toksini), Clostridium botulinum adlı bakteriden elde edilen bir toksindir. Botoks, sinir uçlarında iletimi sağlayan maddelerin salınımını engelleyip, sinir iletimi durdurarak etkisini gösterir. Sinir iletiminin durması, sinirin ulaştığı kasın işlevlerinin azalmasını ya da tamamen kaybolmasını sağlar. Botoks'un etki mekanizmasından tıpta birçok alanda yararlanılmaktadır. Gülme, kızma, şaşırma, gözleri kısma gibi hareketler sonucu yüzümüzdeki mimik kasları hareket eder ve buna bağlı olarak üzerindeki ciltte de dinamik çizgilenmeler oluşur.. Botoks ile ciltteki kırışıklıklardan kurtularak daha genç daha diri ve daha sağlıklı bir görünüm sağlanır. Dermatoloji alanında ise genellikle mimik kaslarının hareketleri ile ortaya çıkan yüzdeki çizgilenmeleri azaltmak, aşırı terleyen bölgelerdeki terlemeyi azaltmak ve kas gerginliğine bağlı oluşan migren ağrılarını tedavi etmek için botoks kullanır” dedi.
BOTOKSU UZMAN ELLERE YAPTIRIN
Botoks konusunda eğitim almış uzman doktorların uygulaması gereken bir ilaç olduğunu söyleyen Ayşe Nadir, aksi takdirde, etkisinin olmayacağı gibi geçici göz kapağı düşüklüğüne de sebep olacağını belirtti. Narin, “Bir plastik cerrahi uzmanı tarafından botoks uygulaması yapıldığında riskleri yok denecek kadar azdır. Uygulama sırasında hafif bir ağrı hissi oluşabilir. Uygulama sonrası geçici bir şişlik, kızarıklık ya da morarma oluşabilir. Buz tatbiki ile uygulama anındaki rahatsızlık hissi ve uygulama sonrası olası şişlikler azaltılabilir. Botoks uygulamasından hemen sonra yüz yıkanabilir, makyaj yapılabilir. Uygulama sonrası 4 saat süreyle yatılmamalı ve enjeksiyon yapılan bölgelere iki gün masaj yapılmaması önerilir. Yine iki gün için ağır egzersiz programlarına ara verilmelidir” diye konştu.
DOLGU-FİLLER YÖNTEMİYLE YAŞLANMAYA SON
Uzman Dr. Ayşe Narin, “Yaşlanan ciltte kollajen ve yağ dokusu içeriğinde azalma kaçınılmazdır. Sonuç olarak yaşlanan ciltte sarkmalar, çökmeler ve kırışıklıklar oluşur. Dolgu maddeleri kullanılarak ciltteki kırışıklıklar ya da kaybedilen yapılar yerine konularak cilt daha genç daha diri ve daha sağlıklı bir görünüm sağlanır. Dolgu maddelerini iki ana gruba ayırmak mümkündür. Birincisi kişinin kendi dokusu ile yani otojen ikincisi ise dışardan hazır uygulanan birtakım materyallerdir. Dolgu maddeleri en çok dudak kalınlaştırma, alın çizgileri, ağız etrafı ve gülme çizgileri, göz etrafındaki kırışıklıkları gidermek amaçlı kullanılır. Kullanıldığı maddeye göre 6 ay ile 24 arasında kalıcılık sağlar” diye konuştu. Kadriye SÖZERİ
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Bu Haberi Facebook'ta paylaşın
Bu Haberi Twitterde'ta paylaşın
Şuan görüntülemekte olduğunuz haber 2012-07-10 13:06:41 tarihinde yayınlandı ve toplam 3018 kez görüntülenmiştir.